Özgür Adem Işıklı Özgür Adem Işıklı Software Developer Resume Contact

Software Developer

Sosyal Medyada Kullanıcı Egosu

Sosyal medya etkisini her geçen gün ciddi bir oranda arttırmakta ve her alanda hayatımıza müdahil olmaktadır. Sosyal medyanın olmazsa olmazı kullanıcılar gün içerisinde terabaytlar mertebesinde veriyi sosyal ağlar aracılığı ile arkadaş ve takipçileriyle paylaşmakta, dünya üzerinde var olan sosyal ağ firmaları çok ciddi oranlarda kazanç sağlamaktadırlar. Sosyal medyanın bu denli yüksek orandaki gelişim hızı ve Kuzey Afrika’daki eylemlerde olduğu gibi insan hayatına yaptığı etkiler artık günümüzde başka soruları sormamızı zorunlu kılmıştır.

Sosyal Medyaya Neden İhtiyaç Duyuyoruz?

Bir çok yerde denk gelmişsinizdir ki; “Sosyal Medya Özgürlüktür.” sloganı sosyal medya için sıklıkla kullanılan bir söylevdir. Bu tabirde anlatılmak istenen, eskiden tek taraflı yapılan yayınların aksine, sosyal medyada yer alan tüm haber ve gönderilen kullanıcıların kendi seçimleriyle yapılmaktadır ve organik bir haber/bilgi paylaşım ağı oluşmaktadır. Böylece propaganda nitelikli bilgiler yerine doğal bilgiler kullanıcılara ulaşmaktadır ve kullanıcılar bu bilgileri kendi birikimlerine göre süzerek eylemlerini bu doğrultuda yönlendirmektedirler. Yani artık yayını alan değil bizzat yayıncı konumunda bulunmaktayız. Ancak sosyal medyanın ortaya çıkışı bu amaçlar için gerçekleşmedi. Bu nedenle sosyal medyayı ortaya çıkartan bilgisayar programcıları ve programcı mantığıyla sosyal medyayı incelememiz gerekmektedir.

Programcılar Neden Sosyal Medyayı Ortaya Çıkardı?

İnternetin eski dönemleri TV sistemleri gibi tek taraflı yayın demekti. Web 2.0 adını verdiğimiz hale geldikten sonra kullanıcılar forumlar ve bloglar aracılığı ile veriler girmeye başladılar. Bunu sözlükler takip etti. Daha sonra kullanıcıların birbirleri ile etkileşimini üst düzeye taşıyan sosyal medya ağları ortaya çıktı. Bu sadece işin tarihsel süreci. Ancak kırılma anı kesinlikle forumlardan sosyal etkileşimli ağlara geçiştir. İnsanlar forumlarda da yazı yazıyorlardı. MSN Messenger aracılığı ile durum güncellemesi yapıyorlardı. Ancak geri dönüt/etkileşim çok çok azdı. Sosyal ağlar Beğenilme özelliğini ortaya soktu ve internet dünyası bambaşka bir çağa geçti.

İnsan Beğenilmek İster!

Bu hepimizin bilinçaltına yerleştirilmiş bir olgu. Üretmeye en çok bunun için ihtiyaç duyarız. Bir ego sahibiyizdir ve bu egomuzu tatmin etmemiz gerekir. Bu zaman zaman müzik icra etmek olur, zaman zaman kariyer sahibi olmak olur, zaman zaman ise bir sanat dalıyla uğraşmak olur. Kişiye göre kategoriler değişse bile değişmeyen tek şey insanların üretim açlığıdır. Bize izletilen filmler, okutulan kitaplar başarı ve takdir edilme olgusuyla bizi istemeden bir yarışın içine sürükler. Bu yarış öylesine amansız olur ki rekabet edercesine sevdiklerimizle çekişiriz. Sosyal medya bizi bu kadar yorucu uğraşlardan kurtardı. İşte bu sosyal medyanın bu kadar çok kullanılmasının ve sevilmesinin nedenidir.

Yazı Yaz, Fotoğraf Çek, Check-in Yap ve Paylaş Dönemi

Gerçek hayatta nasıl bir hayat sürdürdüğünüzün hiç önemi yok eğer sosyal medya kullanıyorsanız. Yazı yazabilirsiniz, kısa ve etkili analizler yapabilirsiniz, fotoğraf çekebilirsiniz… Yeter ki bu tür bir şey yapın ve paylaşın. Eskiden fotoğraflar anı olsun diyerek çekilirdi. Geçmişe özlem duyduğunuzda açar bakardınız, o an yanınızda olmayan ya da olamayan ailenize, arkadaşlarınıza ve dostlarınıza bakardınız. Yani fotoğraflar kendiniz içindi. Kendi özlemlerinizi doyurmak için… Şimdi öyle bir ihtiyaç kalmadı. Fotoğrafların var oluş amaçları sosyal medyada paylaşmak oldu. Peki bir insan neden kendi fotoğrafını bir başkası görsün diye uğraşır? Bunun altında çok ciddi bir beğenilme amacı yatmaktadır. Beğeni dediğimiz olgu sosyal medya ile hayatımıza öylesine girmiştir ki konserde check-in yapmamızın bize hiç bir yararı olmamasına rağmen yaparız.

Paylaştık, Beğenildik. Peki Sonra?

Şuan bir çoğumuzun Facebook albümlerinde binlerce fotoğraf var. Bir sürü konserin bileti, bir sürü check-in, bir sürü tweet var. Binlerce beğeni almışız. Gigabytelar seviyesinde veri göndermişiz sosyal ağlara. Peki bunları kim okuyor, görüyor ya da takip ediyor hiç düşündünüz mü? Sosyal medya takipçilerimizin %5′i kadar az bir seviye. Ne kadar popüler olursanız olun, takipçinizin çok olması sizi çok iyi bir insan yapmaz. Sadece siz öyle hissedersiniz.

Bu günümüz sosyal medyasının kaçınılmaz sorunudur; kendini çok beğenen, yüksek ego sahibi bireyler. Peki gerçekte ne yaptılar? İnsanlar yararına ciddi bir buluş mu? Tweetlerimizi toplasak kitap olur ama edebi bir eser asla olmazlar. Sosyal sorumluluk projesi mi gerçekleştirdik? Birilerinin zor olan hayatını daha güzel mi kıldık?

Hayır! Sosyal medyada ben, sen ve öteki yani hepimiz kendimizi ambalajladık! Sürekli mutlu imajı yarattık. Sürekli geziyor, eğleniyor, gününü gün ediyor olarak kendimizi lanse ettik. Tabi unutmamak gerek, yeri geldi politik de olduk yeri geldi duyarlı da. Kediler için su kampanyası fotoğrafları paylaştık. Gerçekten kaçımız su koyduk kapımızın önüne? Twitter’da TT olunca “Şehit” kelimeleri lanet yağdırdık teröre. Sonraki gün başka bir TT listesi vardı ve biz onlara yöneldik hemen. Şehit oysaki daha toprağa bile verilmemişti.

Kısacası tükettik ve her gün internette kirlilik oluşturduk. Olduğumuz değil, olmak istediğimiz profilleri paylaştık. Aslında günden güne daha da hiçleşirken kendimizi dev gibi gördük. Dinlediğimiz müziğin reklamını yapmadıktan sonra bir manası kalmadı artık. Check-in yapılmayan, tweet atılmayan organizasyonlar bizi mutlu etmemekte bugün. Biz koca bir yanılgının içinde “mutlu” ama “boş” bireyler olmaktan öteye gitmiyoruz.

Cidden biz, eskiye nazaran artık daha da hiçleşiyoruz. Sosyal medya kişiliğimizi bizim elimizden aldı ve kendimize yabancılaştık.

What About Comments?

I do not use any comment system such as Disqus because of user's privacy. If you want to discuss something about this post, you may open an issue on the repo.

You may check what is the problem with Disqus;