Özgür Adem Işıklı Özgür Adem Işıklı Software Developer Resume About

Software Developer

Neden Yazmak Zorundayım?

Bu makale ilk olarak Medium üzerinde yayınlanmıştır.

Yarın nasıl bir güne uyanacağımızı bilmiyoruz. Yaşadığımız coğrafyada günden güne artan bir karamsarlık hüküm sürüyor. Yanı başımızda bitmek tükenmek bilmeyen, her geçen gün daha da büyüyen ve çoluk çocuk, masum sivil demeden bir ülkeyi yok eden bir savaş herkesi endişelendiriyor. Siyasiler bu sorunlar için çözüm üretmeye çalışıyorlar belki fakat “Biz bu çözümün tam olarak neresinde duruyoruz?” diyerek irdelemek ihtiyacı meydana geliyor.

Ancak “biz” derken tam olarak neyi kastettiğimi biraz açmak zaruretini hissediyorum. Benim de kendimi içerisine dahil ettiğim bu grup dünyayı ve sorunları eleştirel bir şekilde ele alan, her türlü dogmatik fikre karşı araştırmayı ve bilimi yeğleyen, kesin kabulleri ve doktrinleri bir kenara bırakarak tartışmayı, konuşmayı ve anlamaya çalışmayı deneyen, evrensel hukuk kurallarını içselleştirmiş bir insan topluluğunu içeriyor. Tanımı bu şekilde yaptığımızda harika bir insan topluluğuymuş izlenimi vermesi, Türkiye’de bulunan ve sayıca azınlıkta olan bu topluluğun mükemmel olduğu sonucuna bizi ne yazık ki ulaştırmıyor. Aksine bu insan grubu bir topluluk olmaktan ziyade, günden güne bireyselleşen bir yapı içerisinde ilerliyor. Masanın üzerinde duran sorulara farklı cevaplar verildiğinde, bu farklı cevapları mukayese etmek yerine kendi cevaplarını doktrinleştirmek yöntemini seçiyor. Bu vesile ile potansiyel gücünü kaybederek bilimsel tartışmalar yapmak şöyle dursun birbirleriyle didişen ve kendi cevaplarının mutlak doğru olduğunu iddia eden, böylelikle paragrafın başında verdiğim tanımın tam aksine; eleştirel yeteneğini tümüyle yitiren bir garip hal alıyor.

Birlikte yaşadığımız hiç bir yurttaşımla böylesi bir kısır döngü sonunda harekete geçememek ve cehaletin hakim olduğu bir topluma mahkum olmak beni ziyadesiyle üzüyor. Biliyoruz ki insanoğlu yüzyıllar süren hayatta kalma savaşını bireyselleşerek değil, birlikte ve koordineli çalışarak kazanmıştır. Eğer biz bugün bilim ve eleştirel düşünce çatısı altında birleşemezsek, yarın kuvvetle muhtemelen çok daha geç olacaktır. Dolayısıyla Türkiye’de yaşayan ve yukarıda yaptığım tanım içerisinde kendisini gören herkes cehalete karşı verilmesi şart olan bu mücadelede görev almakla mükelleftir.

Bir araya gelip büyük bir etki gücü oluşturabilmek ve bunu tamamen eleştirel düşünceyi kısıtlayan bir düzen içinde yapmak elbette ki çok zor. Bu zorlukların her biri için ayrı ayrı inceleme yazıları yazmak ve her bir zorluk için çözüm yolları aramak elzemdir.

Yukarıda sözünü ettiğim bu sorunlardan sonra fikirlerimi yazma kararı aldım. Ancak muazzam fikirlerimin olmadığını biliyorum. Bir filozof, tüm soruların cevaplayıcısı, hayatın anlamını çözmüş bir kişi falan da değilim. Fakat daha da önemlisi yazmak için böyle bir zorunluluk olduğunu düşünmüyorum. Bu yazı da dahil yazdığım ya da yazacağım tüm yazılar zırva olabilir. Eğer yazdıklarım zırva olursa, çekinmeden zırva kategorisi altında yazılarımı örnek olarak gösterebilirsiniz. Eğer içinde haklılık payı olan yerler olmasına rağmen yanlışlayabileceğiniz bölümler varsa, hiç beklemeden siz de yazılarınızı yayınlayarak öne sürdüğüm herhangi bir fikri daha mantıklı bir hale getirebilirsiniz. Kimseyi yazılarım ile ikna etmek amacı gütmüyorum ve kimse ikna olmak, benim gibi düşünmek zorunda değil.

Yazma eyleminin tek başına sorunları çözmeyeceğini de, en az bu eylemin zarureti kadar biliyorum. Lakin ilk başlamamız gereken nokta yazmaktır. Zira şu an seyrettiğimiz Türkiye’de sürekli boş konuşan boş ağızlar, gazete kisvesi altında çıkan paçavralar hüküm sürüyor. Buna karşılık aklın ve evrensel değerlerin yanındaki insanlar susmayı tercih ediyor. Siyasetten hoşlanmamak, bu konuda konuşmamayı tercih etmek en doğal hakkınızdır. Zamanı geldiğinde oyunuzu dilediğiniz partiye verir, gündelik yaşamınıza devam edebilirsiniz. Lakin ifade özgürlüğünün adım adım bitirildiği bir ülkede fikirlerinizi belirtmek, gelecekteki yaşam standartlarınız için zaruridir. Etliye sütlüye karışmadan güvenli alanınızda yaşayarak çocuklarınıza daha güzel bir dünya bırakamazsınız. Çünkü burası Kanada ya da Finlandiya değil. Burası bir Orta Doğu ülkesi ve bu bataklıktan kurtulmak için hepimizin çabalaması gerekmektedir.

Sadece bireysel olarak yazmak işin ilk kısmı olsa da, yukarıda da belirttiğim üzere darmadağın olmuş bu bireylerin evrensel hukuk ve insan hakları çizgisinde birleşmesi gerekmektedir. Birleşmediğimiz her gün etrafta yeni yeni zırva dernekler, vakıflar ve sözde düşünce kuruluşları türemektedir. Birleşmediğimiz her gün insanlar en temel özgürlüklerinden mahrum kalmakta ve yobazlar ellerini ovuşturmaktadır. Birleşmediğimiz her gün çocuk gelinler tecavüze uğramakta, türlü türlü insan hakları ihlalleri yaşanmaktadır.

Nerede ve nasıl birleşmemiz gerektiği konusunda benim de önerebileceğim somut bir cevap yok. Siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, dernekler, vakıflar… Bir şey yapma zarureti hissettiğim günden bu yana sürekli katılabileceğim ve destek verebileceğim bir oluşum arıyorum. Ancak tüm oluşumlar şu ya da bu şekilde yıpratılmış ya da hantal bir yapıya bürünmüş durumda. Özellikle siyasi partiler konusunda benim ve benim gibi düşünen insanların alternatifsiz olması ve alternatif olarak düşünülebilecek partilerin baraj sorunu yüzünden kendini ifade imkanı dahi bulamaması büyük bir sorun. Yukarıda da belirttiğim gibi tüm sorunların çözme iddiasında değilim. En azından nasıl birleşmemiz gerektiği sorununu tek başıma çözmem mümkün değil. Bu sorunu sadece birleşmek isteyen insanlarla birlikte çözebilmemiz mümkün. Bu nedenle benimle aynı görüşte olan insanların bu konuda fikirlerine muhtacım.

Söylenecek daha çok düşünce olmasına karşın, ilk adım olarak bunları yazmayı uygun buldum. Bu yazı sonrasında bir kaç farklı sonuç oluşabilir;

  • Yazdıklarım değersiz bulunup hiç umursanmayabilir.
  • Yazdıklarıma katılan ama harekete geçmeyen insanlar çoğunlukta olabilir.
  • Yazdıklarım haklı bulunup sosyal mecralarda paylaşılarak cüzi bir katkı yapılabilir.
  • Yazdıklarım haklı bulunup, harekete geçmek üzere fikirlerini yazanlar olabilir.

Kendimi her türlü geri dönüşe hazırlıyorum. Ancak tabii olarak kalbim hareket için istekli insanların çokluğundan yana. Başka bir ülkemiz yok ve içinde bulunduğumuz şartlar ifade özgürlüğümüz dahil tüm özgürlüklerimizi kaybetmemiz sınırına dayanmış bulunmakta.

Tüm yorum ve önerilerinizi, paylaşımlarla yapacağınız destekleri bekliyorum. Bir şeyler yapmak isteyen herkesi sağduyu ile sorunlarımızı tartışmaya bekliyorum.

What About Comments?

I do not use any comment system such as Disqus because of user's privacy. If you want to discuss something about this post, you may open an issue on the repo.

You may check what is the problem with Disqus;