Özgür Adem Işıklı Özgür Adem Işıklı Software Developer Resume About

Software Developer

İşine Aşık Programcılar

Henüz 16 yaşımda, insanlarla iletişim kurmakta zorlanan bir çocuk olarak tanıştım programlama ile. Kendisine doğru ya da yanlış olarak söylediğim her şeyi olduğu gibi kabul edip, uygulamaya çalıştığı için çok sevdim programlamayı belki de. Bu nedenle bilgisayarım yokken bile bir kağıt bulup kod yazmaya çalıştım. Tam 16 yıldır, o ya da bu sebeple kod yazıyorum. Bugün geldiğim noktada kendime şu soruyu sorma ihtiyacı hissettim;

“Hala bilgisayar programı yazmayı ilk günkü gibi seviyor muyum?”

Bu soruya verdiğim yanıt “Evet” idi. Eğer maddi olarak hiçbir ihtiyacım olmasa, bir multi-milyoner olsam, hayalini kurduğum evlere ve arabalara sahip olsam dahi, bugün ben yine kod yazardım. Bu içimden gelen bir arzu, benim için bir zorunluluk değil ve asla da olmadı.

Ancak bazı sınırların olması gerektiğini düşünüyorum. Mesela her gün 8 saat düzenli olarak kod yazmaya çalışmazdım ve yazdığımda muhtemelen bir CRM uygulaması yazmazdım. Ara sıra seminerlere gitsem de, “Seminerlere gitmem gerek, kendimi geliştirmem lazım.” diye düşünmezdim. Kod yazarsam, canım istediği için yazardım, tıpkı lise günlerimde yaptığım gibi. Seminere gidersem, ya da teknik bir kitap/doküman okursam, bunları sadece öyle yapmak istediğim için yapardım. Ancak profesyonel çalışma hayatında durumun biraz farklı olduğunu düşünüyorum.

Bu, sevdiğim işi yapmıyor olduğum manasına gelmiyor. Kesinlikle sevdiğim işi yapıyorum. Ama sevdiğim işin temposu, arzuladığımdan daha fazla. Bu nedenle “Sevdiğim işi yaparsan, asla çalışmazsın.” sözü bende pek işe yaramıyor. Çünkü hiçbir işveren, “Canın istediği kadar çalış.” prensibine sahip değil. Bu sadece bir hayal. Kaynaklar sınırsız olmadığı için yazılım ihtiyaçları da belli bir sürede, belli bir maliyetle bitirilmesi gerekiyor. Bu nedenle teknik bilgimizin işe başladığında yeterli olması gerekiyor. Bu nedenle sürekli kendimizi geliştirmemiz, sektörü takip etmemiz gerekiyor. Bu nedenle belli bir tempoda kod yazabiliyor olmamız gerekiyor. Dolayısıyla çok sevdiğim iş, çeşitli sınırlamalar içerisine hapsolmuş oluyor. Bu nedenle çok hoşuma gitmese de, finansal özgürlüğüm olduğunda muhtemelen pek yazmayacağım türde kodları, pek yazmayacağım bir tempoda yazıyorum. Deyim yerindeyse, bir profesyonel olarak, para kazanmak için zevk aldığımdan daha fazlasını yapıyorum.

Bu benim için bir sorun değil. Bu durumdan mutluyum çünkü herkes gibi benim de paraya ihtiyacım var ve yaptığım iş iyi kazandırıyor. Ama bu konuda sektör çalışanları olarak birbirimize yalan söylediğimize inanıyorum. Muhtemelen dışarıda bir yerlerde az da olsa, günde 8 saat şirket mesaisi sonrasında kişisel projelerle uğraşmaktan, hafta sonunu seminerlerde geçirmekten, tuvalette dahi teknik makale okumaktan keyif alan insanlar vardır. Bu şekilde mutlu olanlar adına ben de mutluyum. Ancak kendimi geliştirmek için ayırdığım her saat, durduk yere peydah olmuyor. Bu zamanların hepsini ailemden, sevdiklerimden, kendimden alıyorum. Aileme, sevdiklerime ve kendime daha az zaman ayırıyorum. Bu hayattaki tek zevk aldığım şey programlama değil ve diğer zevklerime daha az zaman ayırmak zorunda kalıyorum.

Bu benim seçtiğim bir yol. İyi bir ekonomik gelir için bunun bir miktar doğru olduğunu düşünüyorum. Ancak sektördeki durumdan rahatsızım. Bu işi yapan herkesin, tüm zamanını ve dikkatini bu işe yoğunlaştırması sanki bir zorunlulukmuş gibi görülüyor. “Tek önemli olan maaş değil” deniyor mesela, daha çok şey öğrenebileceğimiz bir şirkette çalışmak daha önemli olabiliyormuş. Bunun kısmen doğru olduğunu düşünsem de, uzun vadede pek de doğru olamayacağına inanıyorum. Zamanla yerine koyamayacağımız şeyleri kaybettiğimiz gerçeğini unutuyoruz.

Üstelik, bilgisayar programcılığı bitmeyen bir yolculuk gibi. Kariyerinizin ilk 5 yılı çok sıkı çalıştıktan sonra rahatlayacağınızı mı düşünüyorsunuz? Şahsen ben hala aynı tempoda koşmam gerektiğini hissediyorum. Ancak er ya da geç başladığımız tempoda koşamayacağız. Bugün çok vakit ayırabiliyor olsak da, dönem dönem nefesimiz tükenecek. Belki biz tükeneceğiz. Mesela boyun ağrılarınız artacak ya da elinizi hareket ettirmek bir işkence halini alacak. Yeteri kadar zaman ayıramadığınız sevdikleriniz hayatınızdan birer birer çıkıp gidecek. Yeteri kadar zaman ayıramadığınız arkadaşlarınızla aranıza mesafeler girecek. Eğer işin içinde para olmasa, sadece çok azımız bu kadar çok efor harcarız. İşi sevmek farklı bir şey, profesyonel olarak programcı olmak farklı bir şey. “Sen parayı düşünme” diyenlerin, bizi kullanmaya çalışıyor olabilme ihtimallerini hep aklımda tutuyorum. Bu işi seviyor olmak, bedavaya çalışıyor olmak manasına gelmemeli.

Bir hafta içerisinde ciddi bir zamanımızı, ama mesai saatleri içerisinde ama sonrasında, doğrudan kendimize, dolaylı olarak da çalıştığımız şirketlere aktarıyoruz. Ayırdığımız ciddi miktarda zaman sonucunda bir iş/bir değer ortaya çıkıyor. Bu değerin parasal olarak maddi bir karşılığı olduğu gibi, bizim hayatımızdan da alıp götürdükleri var. Naçizane tavsiyem, para karşılığı bu işi yapanların, her zaman bir profesyonel olduklarını akıllarının bir köşesinde tutmaları. Tıpkı Godfather’da geçen şu mükemmel söz gibi;

“It is not personal, it is business.”

What About Comments?

I do not use any comment system such as Disqus because of user's privacy. If you want to discuss something about this post, you may open an issue on the repo.

You may check what is the problem with Disqus;