Özgür Adem Işıklı Özgür Adem Işıklı Software Developer Resume About

Software Developer

Video İçerikler Hakkındaki Düşüncelerim

2010 yılında keşfedilen yeni bulgulara göre ilk modern insanların genleri yaklaşık 300.000 yıl öncesine kadar dayandırılabiliyor. [1] Ancak buna rağmen elimizdeki en erken yazılı kaynaklar yaklaşık olarak 5000 yıl öncesine ait. [2] Bu koşullar altında insanoğluğunun geçmişinden bugüne ana iletişim aracının sözlü iletişim olduğunu ve her ne kadar tüm süreç boyunca sözlü iletişim bugünkü kalite ve düzeyde olmasa da, insanlığın iletişimindeki ana omurgayı sözlü iletişimin oluşturduğu söylemek yersiz olmaz. Bu nedenle, yazıdan videoya doğru bir dönüşüm içerisinde olan veri paylaşım alışkanlıklığımızın olmasını son derece normal karşılayabiliriz.

Bu bakış açısı bize -bir nebze de olsa-, neden videoların ve video paylaşım mecralarının günden güne daha popüler olduğunu açıklayabilir. Özellikle genç kuşağın yazılı iletişim yerine daha çok video ile iletişim seçeneklerini tercih ettiğini daha rahat bir şekilde anlayabiliriz. Hatta işi bir miktar ileriye vardırıp; video ile gerçekleştirilen iletişimin ve bilgi aktarımının insanoğlunun genlerine daha uygun olduğunu da söylebiliriz. Ancak bu bakış açısının eksik olduğunu düşünüyorum.

Tarih boyunca insanlar tabiat karşısında yalnız ve güçsüz kaldıkça, avlanmak ya da hayatta kalmak için birbirleri arasındaki bilgi birikimini arttırmanın zaruretini anlamış ve birbirleri arasındaki işbirliğini iletişim kurarak arttırma yoluna gitmişlerdir. Elde edilen her türlü bilgi sözsel iletişim ile nesiller boyunca aktarılmış ve bu sayede doğadaki amansız yaşam mücadelesinde güçlü bir dayanak oluşturmuşlardır. Ancak bugün dünya üzerinde elle ettiğimiz hakimeyetin ana nedeni sözlü iletişim değil, yazılı iletişimin başlaması ve bilgilerin yazılı olarak aktarılması olmuştur. Bilimin varolabilmesinin yegane kaynağı yazılı iletişimdir. Bu sayede gökyüzü ve yeryüzü düzenli olarak takip edilebilmiş, basit düşünceler daha da geliştirilerek karmaşık düşünce sistemleri oluşturulabilmiş ve insanlığın yaşadığı milyonlarca problem çözüme kavuşturulmuştur.

Ne yazık ki bugünün dünyasında bilgi paylaşımı yoğun olarak video-eğitimler üzerinden yapılmaya başlanmıştır. Bunun uzun vadede yarardan çok zarar sağlayacağını düşünenlerdenim. Elbette, bir videodan öğrenilecek pek çok şey bulunabilir. Ancak herhangi bir kişi, 20 dakikalık bir video içerisinde aradığı cevabı bulmak ya da en azından videonun sorumuzla ilgili olup olmadığını anlamak için videonun tamamını izlemek zorunda kalmaktadır. Tam da bu nedenle bir çok videoyu normalden 2 kat daha hızlı bir şekilde izleme alışkanlığı geliştirmekteyiz. Video hakkında merak ettiklerimiz var ve biz hızlıca ona ulaşmaya çalışıyoruz. Yazılı materyaller üzerinde de benzer bir amacımız var ancak göz ucuyla yazı içerisinde gezinmek, bir video izlemekten çoğunlukla daha kolaydır.

Muhtemelen önümüzdeki yıllarda çeşitli teknolojilerle birlikte video içerisindeki tüm konuşmalar rahatlıkla metinlere aktarılabilecek ve bu bahsettiğim sıkıntı kısmen aşılabilecektir. Ancak insanın, yazarken düşünme eğiliminde olduğunu ve öznel düşüncelerin yazma ya da okuma anında meydana gelebileceğini, konuşma anında ise önceden zihnimizde oluşan düşüncelerin aktarıldığına inanlardanım.

Bir diğer önemli husus ise güncelleme zorluklarından ibarettir. Bir yazıya bir ilave yapmak ile videoya ilave yapmak iş gücü açısından farklıdır. Bu nedenle videolarda yer alan hataların düzeltilebilmesi genellikle daha zordur. Bir video eğitim içeriğinin hatalardan dolayı güncellendiğini nadiren görmekteyim.

Elbette bir video içerik, henüz videolaştırmadan önce çok iyi kurgulanırsa, bir makale kıvamına yaklaştırılabilir. Video içeriği önce yazılı bir hale getirildikten sonra son düzeltmeler yapılıp videolaştırılabilir. Youtube gibi platformların videoları konu başlıklarına göre parçalamasıyla birlikte, kişilerin aradıkları cevaplara görece olarak daha hızlı ulaşmaları sağlanabilir. Speech to text teknolojisi ile video içeriği yazıya aktarılıp izleyicilere ekstra kolaylık sağlanabilir. Ancak dikkat ederseniz, videonun zorluklarını ortadan kaldırmak için atılan her adım bizi yazıya doğru götürüyor.

Ben de bu nedenlerden ötürü şu soruyu soruyorum;

“Neden daha kolay ve etkili olan yazılı iletişim varken, video içerikler üretmeliyim?”

Video içeriklerin daha popüler olması ya da daha fazla insana ulaşmak benim için geçerli bir sebep değil. Eğer bir soru bir kişinin uyumasına engel olmuyorsa, sizin o kişiye o sorunun cevabını vermenizin bir önemi yok. Benim nezdimde ilgisi olan kişiye ulaşmak daha mantıklı, daha fazla insana ulaşmak değil. Bu nedenleri öne sürerek video içeriklere çok sıcak bakmadığımı söyleyebilirim.

Tüm bunlara rağmen bazı videoların yazıya göre çok daha fazla yararlı olabileceği kanısındayım. Örneğin amacınız doğrudan bir sorunun cevabını vermek yerine, sorunla ilk karşılaşıldığı anda ne gibi bir davranış biçimi sergilediğini göstermekse, video daha yararlı olabilir. İnsan aynı zamanda sosyal öğrenme modelini de aktif olarak kullanan bir canlı ve bir dans eğitiminin video üzerinden anlatılması yazıya göre daha yararlı olabilir.

Yine de, insanoğlu yazıyı kullanarak devasa uzunluktaki senfonileri nesiller boyunca aktarmayı başardığından, aklım hep yazıyı işaret ediyor. Eğer video imkanı o dönemlerde olsaydı ve yazmak yerine sadece video kaydedilseydi sizce daha mı iyi olurdu?

What About Comments?

I do not use any comment system such as Disqus because of user's privacy. If you want to discuss something about this post, you may open an issue on the repo.

You may check what is the problem with Disqus;